banner
Yazarlarımız

KUR’AN SANKİ BİZE İNDİRİLİYORMUŞ GİBİ OKUNMALIDIR

Kuran-ı Kerim, Allah (c.c.) tarafından Cebrail (a.s.) aracılığı ile Peygamberimiz’e (s.a.v.) Ramazan ayında, Kadir gecesinde indirilmeye başlanmıştır. İlk vahiy Ramazan ayında geldiği için, Ramazan ayı Kur’an Ay’ı diye de ifade..

KUR’AN SANKİ BİZE İNDİRİLİYORMUŞ GİBİ OKUNMALIDIR
banner

Kuran-ı Kerim, Allah (c.c.) tarafından Cebrail (a.s.) aracılığı ile Peygamberimiz’e (s.a.v.) Ramazan ayında, Kadir gecesinde indirilmeye başlanmıştır. İlk vahiy Ramazan ayında geldiği için, Ramazan ayı Kur’an Ay’ı diye de ifade edilir.

Kur’an ayında Kur’an la daha fazla hemhal olmak Müslüman’ın Ramazan’a ve Kur’an’a göstereceği hürmetin gereğidir. Müslüman, Kuran-ı Kerim’i okumak, anlamak ve yaşamakla emir olunmuştur. Kuran’ın ilk emri “Yaratan Rabbinin adıyla oku” (Kalem suresi 1.) ayetidir. Ramazan bereketi ile her Müslüman öncelikle Kuran’ı okumayı öğrenmelidir. Hadis’i Şerifte; “Sizin en hayırlınız, Kuran’-ı öğrenenleriniz ve öğretenlerinizdir” buyurulur.
Cenab-ı HAK Müslüman’dan yaşantısını ve yaşadığı hâdiseleri Kur’ân mantığı ile tefekkür ve tatbik etmesini ister. Saadete de Sefalete de vesile olabilen aklımızı, vahyin ışığında istikametlendirmemiz Müslümanlığımızın zaruretlerindendir.

Ramazan ayında hayatımızı Kur’an ile yeniden inşa etmeliyiz. Kur’an’ı Okumak, anlamak, tercüme ve tefsirinden öğrenmek, öğrendiklerimizi hayatımıza hâkim kılmak öncelikli vazifemizdir. Ramazan-ı Şerifi özü itibariyle kavramak, Allah (c.c.)’ dan gelen ilahi mesajı iyi anlamaya ve o ilahi mesaja uygun yaşamaya bağlıdır. Bu ilahi mesaj, insanoğlunun iki cihanda kurtuluşa ermesine vesile olacak hayat prensiplerini, emir ve yasakları ihtiva eder.
Tatbik olunmayan bilgilerden bir menfaat elde edilemeyeceği gibi, inanılan, okunan, anlaşılan, fakat yaşanmayan Kur’an’dan da emredilen, arzulanan fayda sağlanamaz.

 “Ramazan öyle bir aydır ki, insanlara yol gösteren, doğrunun belgelerini içeren ve doğruyu yanlıştan ayıran Kur’ân o ayda indirilmiştir…” (Bakara, 2/185)

Yüce Rabbimiz Kuran’ı anlaşılmak ve amel edilmek için göndermiştir. Müslüman Kur’an’ı huşu ile okumalı, anlamalı ve bize olan hitabını, rahmet yüklü mesajlarını, emir ve buyruklarını kavrayarak hayatına uygulamalıdır. Kuran okumanın dört ciheti vardır. Birincisi dil ile okumaktır ki bu elbette çok değerlidir. İkincisi akıl ile okumak yani ne dediğini anlamaya çalışmak ve hikmetlerini kavramaktır. Üçüncüsü kalp ile okumaktır, yani okuduğu ve öğrendiklerine inanmak, kabul etmek ve teslim olmaktır. Dördüncü ve en önemlisi Kuranı hayatımıza tatbik ederek, yaşayarak okumaktır ki gönderilişinin temel gayesi budur. Diğer okumaları da bu amaçla gerçekleştirmek gerekir. Kuran’ı Kerimde “Dedikodu yapmayın, gıybet etmeyin, yalan söylemeyin, iftirada bulunmayın, haramdan ve hilekarlıktan kaçının, hasetlik etmeyin, kin ve husumet beslemeyin, haksızlık etmeyin, sabırlı, hoşgörülü, merhametli ve kanaatli olun, sevin, iyilik edin, gönül alın, fedakar olun “ gibi ayetlerdeki emirleri okuyup da gereklerini kulakardı etmek Kur’an okumak olmaz. Biz Kur’an’ı okumalı, Kur’an da bizi ilmek ilmek dokumalıdır. Kur’an tüm insanlığı hak ve hakikate çağıran, okumaya, düşünmeye ve aklıselim ile hareket ederek doğru olanı bilmeye ve benimsemeye davet eden ilahi bir mesajdır.

Kuran’ı Kerime saygı göstermek, onu evlerin baş köşesinde İşlemeli bez ve muhafazalar içinde duvara asarak, kütüphanemizin veya dolabımızın en güzel yerine koyarak olmaz.  İnsanı yücelten ve hayatı anlamlı kılan Kur’an ile sadece duygu ve sevap yönü ile değil, bilgi ve amel yönü ile irtibat kurmak gerekir. Bu şekilde irtibat kurulmayan bir saygı Temel fıkrasındaki gibi olur. Temel para kazanmış ve kimse kendisinden borç para istemesin veya çalınmasın diye kazandığı parayı bir yere saklamış ve “Ben oni öyle bir yere sakladum ki, hırsız girse bile bulamaz”,  Nereye sakladın diye sorduklarında; “Kur’an mushafına sakladım. Çünkü insanlar hiç O’na dokunmayi” demiş. Kuran’ı Kerimi okuyup anlamadığımız ve hükümlerini hayatımıza uygulamadığımız zaman, Peygamber Efendimizin kıyamet gününde, “Rabbim! Kavmim bu Kur’an’a büsbütün ilgisiz kaldılar” (Furkan 30) şikayetine muhatap olmak ne büyük felakettir.

Bir Müslümanın kitabını okuyamaması, ondaki bilgilere sahip olmaması hayatının en büyük ziyanıdır. Kur’an yaratıcıdan gelen bir mesaj, bir mektuptur. Bir anne askerdeki oğlundan gelen mektubu alıp saklasa, her gün yüzüne baksa, ipek kılıflar içinde en yükseklerde korusa, hatta koynunda taşısa, ama içinde ne yazdığını merak etmese, ne istediğini umursamasa gösterdiği saygı, mektupta bir tehlikeye işaret eden ve annesinden bir şeyler yapmasını isteyen, ya da para ihtiyacı olduğu için o mektubu yazmış olan yavrusuna karşı bir anlam ifade eder mi? Kur’an okuyan ama Yaratan, yaşatan, en çok sevilmesi ve en çok korkulması gereken, dönüşümüz O’na olan ve hesap gününün sahibi Rabbimizden gelen mektupta neler yazdığını, bizden neler istendiğini nasıl merak etmez akıllı bir Müslüman?

Kur’an ölülerimize de okunan, oluşan bereketle varsa onların kabir azaplarını durduran ilahi bir rahmettir. Ancak muhatabı dirilerdir. Kabrin başında biz Kur’an okuruz, dedemiz aşağıdan mutlu olup bize dua ederken bize bir şey daha söyler. Evlat, okuduğun ayetler bana rahmet amma sana emirdir. Ben artık yalan söyleyemem, içki içemem, haram yiyemem, haksızlık edemem, gıybet, dedikodu yapamam, rüşvet alamam… o ayetleri ne olur sadece bana değil kendine de oku. Burası hesap yeri. Amel yeri orası ve bunları sen yapacaksın. Bak yapmayanların burada hali çok perişan. Aman yavrum Kur’anı oku, anla ve yaşa diye yalvarır.

Merhum Mehmet Akif; Kah açar Nazm-ı Celil’in, bakarız yaprağına / Yahut üfler geçeriz bir ölünün toprağına. İnmemiştir hele Kuran, bunu hakkıyla bilin / Ne mezarlıkta okunmak, ne de fal bakmak için!  dizeleri ile meramımızı ne güzel ifade etmiştir.

Muhammed İkbal anlatır: “Her sabah namazından sonra Kur’an okumaya karar vermiştim. Babam beni görür ve ne yaptığımı sorardı: ‘Kur’an okuyorum’ diye cevap verirdim. Bu üç sene sürdü. Bir gün dedim ki: ‘Baba, bu soruların manası ne?’ Dedi ki: ‘Oğlum demek istiyorum ki, ‘Kur’an’ı sana iniyormucasına oku!’ İşte o günden itibaren Kur’an’ı anlamaya ve ona tam yönelmeye başladım”.

Ramazan ayı hürmetine, Kur’an’ı okumayı, anlamayı ve gereğine göre amel etmeyi nasip ederek Kur’an’ı imanla gidişimize, kabir aydınlığımıza, mahşerde şefaatimize vesile kılmasını Yüce Rabbim’den niyaz ederim.

MUSTAFA ÇELENLİ

banner

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Yorum yapabilmek için buradan üye girişi yapınız.

banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL